Yaşam

Uzaydan arkeoloji: Deprem sonrası kültürel miras

Zaten çok da iç açıcı gitmeyen yaşamımızı iyice alt üst etti Şubat 2023 depremleri. Milyonlarca yurttaşımızın hayatı saniyeler içinde yerle bir oldu. Bir yandan sayıları on binleri aşan ölümler, enkaz altından gelen yardım çığlıkları ve tweetleri, bir yanda aciz ve rezil bir şirket-devletin derin kötülüğü ve diğer yanda kendi kısıtlı maddi imkanlarıyla radikal iyiliği örgütleyen sivil toplum. Türkiye’de depremlerin tektonik değil, politik olaylar olduğu realitesiyle bizi yeniden yüzleştiren olaylar akışı. Yozlaşmanın ve çürümüşlüğün pis kokusuyla mutlak iyiliğin ve özgeciliğin bir aradalığı. Tam da Ahmet Kaya’nın şarkısındaki gibi, genlerimize işlemiş Türkiye diyalektiğinin zuhur edişi: Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe. Bu şok ve buhran içinde hissizleşmek yerine, kalbimize çöken o ağırlıkla varlığı sürdürmek gerekiyordu. Herkes bir şeylerin ucundan tutmak için çırpınırken, ne kadar içten içe bilsek de gidenler gittiğini, bir mucizevi bekleyişin ve umudun kapısını da araladı o süreç. Arkeologlar olarak ağır hasar ortaya çıktıkça insanlığın en önemli tarihsel süreçlerinin yaşandığı coğrafyalardan birinde, tarihi ve kültürel varlıkların da yara aldığını anladık. Biz de kendi mecramızda, okyanusta bir damla olabilmenin çabası içinde buluverdik kendimizi.

40 KİŞİLİK GÖNÜLLÜ EKİBİ

Depremden sadece üç gün sonra, 9 Şubat 2023 tarihinde ‘‘Depremde Kültürel Varlıklar’ WhatsApp grubunu kurarak tamamı gönüllülerden oluşan, genç bir ekiple çalışmaya başladık. Amacımız, Akdeniz Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Bölümü’nden Doç. Dr. Nusret Demir’in önerisiyle ileri uzaktan algılama yöntemlerine başvurarak depremden etkilenen kültürel varlıkların hasar durumlarına dair öngörüde bulunmaktı. Bunun üzerine Nusret Demir ve benim koordinatörlüğümde, 40 kişilik bir gönüllü ekibi sabah akşam çalışarak coğrafi bir veri tabanı oluşturdu. Gönüllü ekibinde, arkeoloji lisans ve lisansüstü öğrencileri, arkeoloji öğretim üyeleri, harita mühendisleri, mimar ve restoratörler yer aldı.

Alman uydu.

Yaklaşık 15 gün gibi bir sürede, depremden etkilenen 11 ilde toplam 1444 kültürel varlığın koordinatları ve diğer niteliksel bilgileri derlendi. Böylece elimizde, Adana’dan Diyarbakır’a, Malatya’dan Osmaniye’ye kadar tüm deprem illerindeki kültürel ve tarihi varlıkların koordinatları toplanmış oldu. Veri tabanında höyükler, antik kentler, kaleler, köprüler, çeşmeler, kervansaraylar, camiler, kiliseler, sinagoglar, medreseler, tümülüsler, müzeler ve diğer öne çıkan tarihi yapılar yer alıyor.

Başka bir işimiz de sahadan gelen ve basına yansıyan haberlerin kaydını tutmak oldu. Böylece, küçük bir ekip sürekli olarak medyayı tarayarak kültürel ve tarihi mirasa ilişkin haberleri topladı ve veri tabanına bilgileri işledi. Ayrıca, 20 Şubat 2023’te Hatay’da yeni bir deprem gerçekleşti. Bu deprem de yeni bir hasara neden olduğu için, 20 Şubat sonrası hasar gören ve basına yansıyan kültürel ve tarihi varlıklar yeniden değerlendirildi ve güncel bilgiler veri tabanına girildi. Sadece hasar alan yapılar değil, hasar almamış alanlar da medyadan sürekli takip edilerek girişi sağlandı.

ÇİNLİ MÜHENDİSLERLE İŞ BİRLİĞİ

Çalışmanın ikinci etabı, uydu radar verilerinin erişilebilir olmasını gerektiriyordu. Bu noktada Alman, İtalyan, ABD, Çin gibi uluslararası uzay ajansları deprem sonrasında optik ve radar uydu verilerini açık lisanslarla paylaşarak Türkiye’yle bir dayanışma örneği gösterdi. Ayrıca proje eş koordinatörü Doç. Dr. Nusret Demir’in Wuhan Üniversitesi Uluslararası Fotogrametri Birliği ve Harita Mühendisleri Odası ile iş birliği sayesinde, sadece orta çözünürlüklü değil, yüksek çözünürlüklü radar verileri de elimize ulaşmış oldu.

Radar uyduları, optik uyduların aksine, her türlü hava koşulunda veri toplama özelliğine sahip ve bu uydular, her dönüşte periyodik olarak yeryüzünden veri topluyor. Bu sayede, yeryüzündeki deformasyon (dikey ve yatak eksendeki tüm yer değiştirmeler) oldukça hassas faz verileri olarak değerlendirilerek analize tabi tutulabiliyor.

Çalışmamız kapsamında, Yapay Açıklıklı Radar İnterferometrisi olarak bilinen InSAR analizleri, günlerce süren, yoğun bir çalışmayla Akdeniz Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Teknoloji Bölümü tarafından yürütüldü. Yeryüzünün deformasyon verileriyle önceden kaydettiğimiz koordinat bilgileri ortak bir coğrafi veri tabanında bir araya getirildi. Böylece, kültürel ve tarihi varlıklarımızın deprem sonrası maruz kaldığı hasarın ölçeği tespit edilebildi. Ayrıca ileriye dönük olarak hasar riski olan, öncelikli korunması gerekli veya acilen onarılması gereken varlıklara ilişkin bir rapor hazırlama imkanı doğdu. Aynı zamanda sahadan gelen teyitli hasar verilerini haritalara entegre etmeye başladık. Böylece, uzaktan algılama ve saha verileri birbiriyle karşılaştırılabilir duruma getirildi.

GÖBEKLİTEPE’DE HASAR OLUŞMADI

Öncelikle UNESCO kültür mirası listesindeki eserler incelendiğinde, basına da yansıdığı biçimde, Arslantepe Höyüğü, kısmen hasar almış, gerçekleştirilen uyumluluk değişimi analizlerinde de yüzde 10’un altında bir değer göstermektedir. Nemrut Dağı’nda bulunan Arsemia ören yerindeki tokalaşma steli ayakta kalırken, Karakuş tümülüsündeki sütun tamamen yıkılmış, radar uyumluluk analizlerinde de hasar değeri yine gözlenmiştir.

Göbeklitepe’de de basında bir hasar yaşanmadığı belirtilirken bizim incelediğimiz radar verileri uyumluluk değerlerinde de bir değişim görülmemiştir. Diyarbakır surları için de basında, duvar yüzlerinde kısmen dökülmeler, hasar olduğuna yönelik haber çıkmış, ilgili radar verileri de yüzde 20 derece bir hasar göstermiştir.

Çalışmanın ikinci etabında, ağır hasar alan kültürel varlıklarımızın üç boyutlu canlandırma teknolojileri kullanılarak sanal ortamda yaşama döndürülmesi planlandı. Bunun için ‘Tarihi Geri Getir’ adlı projeye başladık. Bu projede, Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi, Akdeniz Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Teknolojileri, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Harita Mühendisliği, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası ve 3D Probox iş birliği yaptı. İlk etapta, depremde tamamen yıkılan Antakya’daki Habib-i Neccar Camii’nin sanal ortamda yeniden hayata döndürülmesi hedeflendi. Belirtmek isterim ki, bu çalışma için hazırlanan web sitesine, elinizdeki fotoğrafları kolayca yükleyerek destek verebilir, siz de bu kolektif çabanın bir parçası olabilirsiniz: https://bringhistoryback.3dprobox.com/

ALANINDA BİR İLK

Arkeoloji ve uzaktan algılama alanında bir ilk olan bu afet sonrası gönüllü örgütlülük öğrenciler için uygulamalı bir eğitim imkanı sağlarken bilimin toplumla buluşması açısından faydalı bir örnek teşkil etti. Bir araya geldiğimizde ve dayanışma içinde özgeci bir tutumla hareket edebildiğimizde, bizi buhrana ve dumura uğratan koşulları değiştirip dönüştürebileceğimizi bir kere daha anlamamı sağlayan Dep-AR ekibine kocaman bir teşekkür borçluyum.

Bu vesileyle gönüllü ekibimizi sizlerle paylaşmak isterim: Melahat Gülümhan Tunger, Hakan Yıldız, İbrahim Arslan, Birce Göksel, Kıymet Karaca, Cemile Karaca, Berfin Çetin, Berat Karadeniz, Serkan Bulut, Rahmi Serhat Kemer, Seda Kurum, Büşra Kayık, Elif Koparal, Selin Gür, Yasemin İyitürk, Sevda Aybüke Kızıltunç, İzgen Leyla Tancuay, Gizem Yeşiloğlu, Cengiz Gürbıyık, Özden Soydaş, Başak Akan, Gökçe Oruç, Rüya Atan, İnci Deniz Özdemir, Yasemin Çalış, Buket Çavuş, Pınar Nimetoğlu, Ezgi Sayın, Mehtap Melek Akdoğan, Ekmel Nur Doğan, Aybüke Doğa Aydın, Ecem Akkaya, Büşra Olgun, Rıdvan Mert Metin, Göktuğ Yaşar Çukurlu, Kadircan Kızılarslan, Metehan Korkmaz.

*Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi, Prof. Dr.

habersaimbeyli.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu